Bize Ulaşın...

Ne aramıştınız?

Gündem

Prof. Dr. Naci Görür’den Minimum 7.3 Büyüklüğünde Deprem Uyarısı

Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür geçtiğimiz Ocak ayında Elazığ’da gerçekleşen depremi aylar öncesinde tahmin etmiş ve uyarılarda bulunmuştu. Deprem uzmanı Görür Cumhuriyet Gazetesi’nden İpek Özbey’e yaptığı açıklamalarda bu kez de İstanbul için korkutucu bir gerçeği hatırlattı. İşte o konuşmalardan bazı satırbaşları…

“Deprem konusunda önlem alınmayışının tek sorumlusu bu hükümet değil!”

Depremle ilgili önlem alınmayışının tek sorumlusu bu hükümet değil, bundan öncekiler de öyleydi. O yüzden ‘hükümetler’ ifadesini kullanıyorum. Dedim ki “Hükümetler ne ister? En birinci görevi kendi insanının can ve mal güvenliğidir. Bunun ötesinde önemli bir proje yoktur. Ne kanal projeniz ne de havaalanı projeniz ne de bilmem kaç köprü, yol projeniz bu ülkenin toplu halde depremde can vermesinden önemlidir…” Eğer öyle düşünüyorsanız bilim adamlarından ne istersiniz? Bu ülkede depremler nerelerde olur, deprem kuşaklarında hangi kentlerimiz, köylerimiz, kasabalarımız vardır, ne büyüklükte deprem olur, belli ölçüde ne zaman olur ve olursa ne kadar hasar verir, bunları bilmek istersiniz… Şimdi sokakta kimi yakalasalar, müteahhitlik işini canlandırmak için “Gel sana kredi verelim” diyorlar. Yapsınlar, canlandırsınlar, aferin ama bu konuya kafa yoran bir insan olarak içimden şu geçiyor: “Ya benim aziz devletim, ey benim güzel hükümetim, niye insanlar yıllardır bu depremi beklerken aynı duyarlılığı, aynı bankaları seferber edip, evi göçük haline gelecek insanlara tespit yapıp, sana kredi vereceğiz demiyorsunuz, neden?”

Siyasilerimiz ibadete açılıp açılmamasını tartışıp duruyorlar. Halbuki onun yerine büyük bir deprem geliyor, bu tarihi eser ayakta kalır mı, onu tartışsak“.

Prof. Dr. Görür: “Baya okumuş yazmış adamlar, oturuyorlar, Ayasofya ibadete açılsın mı açılmasın mı onu tartışıyorlar. Hayatının en azından 20 yılını yoğun olarak deprem araştırmalarına vermiş biri olarak tuhafıma gidiyor. Açılsın, her şey olsun, ayrı, ama büyük bir deprem geliyor. Bunu ilan etmişiz, alarm vermişiz, dünyadaki bütün örgütlerin gündeminde İstanbul’un beklediği deprem var”.

prof. dr. naci görür deprem uyarısı

Minimum 7.3 deprem geliyor, şakası yok!

Bütün devlet büyükleri İstanbul’a geldiğinde bunun farkında gelirler. Önlemleriyle gelirler. Bunu NATO da, BM de bilir. Çünkü uluslararası projelerle bu ortaya konuldu. Dünyanın birçok yerine gittik, konferanslar verdik, anlattık. Herkes biliyor. Alarm verilmiş, depremini bekleyen bir yerde ‘Ayasofya ibadete açılsın mı’ tartışmasını yapan insanların önce gelecek olan depremde “Ayasofya da dahil tarihi eserlerimiz ayakta kalır mı kalmaz mı” onu tartışmalarını istiyorum. Biz konunun içindeyiz, bilmiyoruz mesela. Bunlar gizli işler midir? Hiçbir yetkili çıkıp, halka “Deprem geliyor, biz önlemlerimizi aldık, tarihi eserleri şu yöntemlerle deprem güvenilir hale getirdik” demiyor. Neden, gizli bir şey mi? Demek ki yapmadıkları için söylemiyorlar. Yaptıkları da göstermelik oluyor. Nitekim, bize “Devlet dairelerinin, okulların tümü deprem güvenli hale geldi” dediler. Ne oldu? 5 küsurluk depremde ‘güvenilir’ dedikleri binaların çoğu haşat oldu. Minimum 7.3 deprem geliyor, şakası yok. İstanbul gibi yapı stokunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak. 

Prof. Dr. Görür “20 yılda ne yapılabilirdi? sorusuna ise şöyle cevap verdi: Önümüzde Kobe örneği var. 10 yılda deprem güvenli hale getirdiler… Aynı büyüklükte deprem oldu, yıkılmadı. Çok şey yapılabilirdi… Bizimkiler “Yapıyoruz” dediklerini de doğru bir mecrada yapmıyorlar. 

Deprem odaklı kentsel dönüşüm…

Kentsel dönüşümü konuşalım. Çeşitleri vardır. Bir kenti, inşaat kenti haline dönüştürmek istersen bir sürü müteahhitlik projesi ortaya atarsın, o kentte devamlı bina yapılır. Turistik kent yapmak istersen, turizme yatırım yaparsın. Tarihi bir kente dönüştürmek istersen tarihi yapıları öne çıkartırsın. Olimpik kent yapmak istersen sporu öne çıkartırsın. Bizim konuştuğumuz ‘deprem odaklı kentsel dönüşüm’… Bunu yapmadılar… Bunlar ‘kentsel dönüşüm’ü ‘müteahhitlik projesi’ zannettiler. Bu işin yapımını, motor gücünü, denetimini, gözetimini de müteahhitlere verdiler. Müteahhitlerle ev sahipleri oturdular, ‘nasıl daha fazla rant elde ederiz’ diye hesap kitap yaptılar, anlaştılar. Onu yıkıp, yerine daha kötü, sokakları daraltan, binaların boyunu uzatan projeler yaptılar.

Kanal İstanbul ve deprem ilişkisi…

Kanal İstanbul ile ilgili bir kitap yazıldı. İBB basıyor, bugünlerde çıkar. Çok disiplinli bir kitap. Değişik bilim adamlarının bir araya gelerek yazdığı kitabın editörlerinden biri de benim. Bir kere depremden bağımsız Kanal İstanbul yapılmamalı. Jeolojik açıdan son derece sakıncalı, tehlikeli, İstanbul’un başında Demokles’in Kılıcı gibi problem çıkartacak, korku içinde yaşamamıza neden olacak bir proje. 

Marmara Denizi’ndeki hareketlilik…

Şöyle düşünün: Burada bir yay olsa, onu üstünden bastırsan, o sert yay senin elini de zorlar. Marmara’nın altındaki kabuk, aynen o yay gibi stres altında. Sen bastırdığın yaydan elini çektiğinde o yay fırlar, sallanır ve durur. O zaman stresi sıfırlar. Marmara’nın altındaki fay, 1999 depreminde aşırı yüklendi. Anadolu’nun büyük bir kısmı Kuzey Anadolu Fayı boyunca Marmara’ya doğru 5.5 metre hareket etti. Marmara’nın altındaki kabuk kırılmadı, eğer boydan boya kırılsaydı, aynı yayın boşalması gibi olacaktı. Yani stresi kaybolacaktı. Halbuki Anadolu levhası 5.5 metre Marmara’ya doğru gelince kırılmadı ama deforme oldu. Aşırı stres yüklendi. Anadolu, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fayları boyunca Yunanistan’a doğru hareket ederek yılda 2.5 santim yaklaşıyor. Her sene koca Anadolu levhası Marmara’nın altındaki kabuğa 2.5 santime denk gelen stresi yüklüyor. Demek ki 1999’dan beri aşağı yukarı yarım metreye denk gelen stres daha yüklemiş. Kırılmamış, zemberek gibi duruyor. Bu devam ettikçe, çat diye burayı kıracak, deprem olunca rahatlayacak. Dolayısıyla Marmara’nın altındaki kabuk aşırı stres biriktirmiş durumda ve kırılmayı bekliyor. 

“İstanbul’da 1 milyon 600 bin bina var. Yine resmi rakamlara göre bu yapı stokunun yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemiş. Planı, projesi, hesabı, kitabı, statiği, temel etütleri yapılmamış… Yani bunları oradan, buradan gelen, bu işi bilmeyen müteahhitler kafasına göre yapmış. Ya da her seçim öncesi vatandaş bir kat yapmış, sonra getirip bir kat daha çıkmış… Öyle olunca 900 bin bina deprem güvenli değil. Büyük bir risk altındayız…”

 

Yorum yap

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlginizi Çekebilir

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Ayasofya’nın ibadete açılması için başlatılan çalışmada Danıştay duruşması bugün görüldü ve kararın 15 gün içinde açıklanacağı belirtildi. Danıştay 10. dairesi bugün...

Gündem

Kabotaj kısaca bir ülkenin kendi karasularını ve kendi limanlarını kontrolünde tutmasıdır. Kabotaj Kanunu ise devletin kendi limanlarını kendi vatandaşlarının kontrolünde tutmak için diğer ülkelerle...

Gündem

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurucusu olduğu Bilim ve Sanat Vakfı tarafından kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi’nin faaliyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla...

Teknoloji

İnternet bağımlılığı, interneti aşırı kullanma isteği ve bu isteğin önüne geçilememesi olarak tanımlanabilir. Özellikle çocuklarda teknoloji bağımlılığı, internetten yoksun kalındığında gergin ve sinirlilik gibi...